Fikir ektim, sökemiyorum!

 

Çocuk yetiştirmedeki en temel prensibim, yapmasını istediğim şeyi yavaş yavaş bilinçaltına yerleştirmek. Benim yapmasını istediğim şeyi, bir süre sonra aslında kendisinin yapmayı istediğini düşünmesi. Kendi öz iradesiyle seçim yaptığını düşünüp, havalara girmesi, kendini bir halt zannetmesi, hatta bunu öyle içselleştirmesi ki, bir süre sonra, o fikirleri bana satmaya çalışması, benim de “Aaaa valla öyle olmaz, böyle olur” diye itiraz etmem. Zira kendisinin hayat mottosu inadım inat, dö…. Neyse işte. Ben ak dersem, o kara diyeceği için fikri iyice pekiştirmek. Süreç devam ederken, bana da kahvemi yudumlayıp, uzaktan pis pis gülmek kalıyor. Ama hakkımı yeme, zor zanaat. Sabır istiyor, yaratıcılık istiyor, senin inadın inatsa benimki de bilmemnecilik istiyor. Zor anlayacağın. O kahve kolayına içilmiyor. Adilik gibi mi geldi? Bence gayet bilimsel bir yaklaşım. Ve süper fikir. Öyle süper ki tee zamanında koskoca Christopher Nolan etkilendi de “Inception” diye film yaptı. Bayağı fikrimi çaldı, yok bilinçaltına fikir yerleştirmeymiş, yok çok orijinal bir yaklaşımmış. Peh. Bildiğin esinlenme.

“Fikir yerleştirme” yolunda herşey de mübah. Artık senin yaratıcılığına kalmış. Masalları emellerine alet etmek mi dersin, hikayeleri totondan uydurmak mı, arkadaşlarıyla olmayan yarışlara sokmak mı, uyurken kulağına üfürmek mi, ölüleri mezarından çıkarıp konuşturmak mı? Töbeeee. O kadar da değil. Ya da en azından Defne için değil. Aslına bakarsan “fikir yerleştirme” deki ilk deneğim Güney. 10 yıldır. Bak kulağına iki üfürüp, Azrail geldi dedim, nasıl açtı sitemi. Ama zamanla laçkalaşıyor sistem, baştan söyleyeyim. İlk evlendiğimizde, gece uyurken, canın tatlı istiyor, hem de taaa Bahçeli’deki burmacıdan, sabah kalkınca ilk iş gidip alacaksın, karına da getireceksin, ve o sana manyak mısın bu saate gidilir mi dese de yapacaksın, diye bir üfürüyordum, çocuk uyandığı gibi pijamayla koşuyordu. Yöntemi çok uygulayıp, bilinçaltını çamur edince, bir miktar duyarsızlık oldu tabi. Şimdi başucunca bardaktan bardağa sus döküp, çişşş diyorum, bana mısın demiyor.

Şimdi bunları niye anlattın dersen, yeni nesil malumun fena. 3 yaşında laf yarıştırıp, 5 yaşında özgürüm ben, istediğimi yaparımcı olunca, aldı beni bir toto korkusu. Dedim bunlar 16 yaşına kalmaz, aha da bu sevgilim diye tutar elinden eve getirir, 18 yaşında sevgilimle eve çıkacağım der. Bak! Benim paramla! Eve! Sevgilinle! Evlenmek?! Şanslıysak, ben bu öküzle evlendim diye, evlenince tutar elinden getirir, değilsek, ne evlenmesi yeaaah, domestic miyim ben der, çıkar işin içinden. Evlenmeyi akıl etmez ama, elin öküzünden çocuğu yapar. Ondan sonra da biz özgür nesiliz diye satar o çocuğu bana, ver elini tatil, hobi, gezme bilmem ne. Eşeğimi sağlam kazığa bağlamaya niyet ettiğimden, doğduğu günden beri evlilik konusuna çalışıyorum. Masallardaki kurtlar kuzular bile evleniyor, filler zürafalar bile evlenmeden çocuk yapmıyor, elin timsahı bile anasına babasına hürmette kusur etmiyor. Çakal, bildiğin çakal bile bayramlarda el öpmeye gidiyor. Bu masallarla uykuya geçen çocuuma, uyuduktan sonra da bir fasıl, evleneceksiiiin, annenin de beğendiği biriyle, düğün de yapacaksın, halay da çekecekssiiin, her bayram Amerika’ya değil ananın evine geleceksiiiin, çocuk da yapacaksın ama annene sadece sevmeye getireceksin diye konuşuyorum da konuşuyorum. İlahi bir sesle. Bayağı bildiğin mesai harcıyorum bu işe.

İşe yarıyor. Ama her bilimsel tıbbi yaklaşımın bir yan etkisi var ya, bunun da oldu bir miktar. Defne’nin devreler yandı. Sıcaktan zaar. Çocuk kafayı evlenmekle bozdu. Şimdi siz babamla gelin damat oldunuz ya, hani ben yoktum ya o düğünde, bir dahakine ben gelin olsam olur mu masumiyetiyle başladı olay. Normal dediim, her kız önce bir babasıyla evlenmek ister dedim. Ne halt olduğunu anlayana kadar. Sonra her gün kurcalamaya başladı. Ben ne zaman evlencem, ne zaman düğün olacak. Hayır, üç kuruşluk aklı daha gelinle damat kelimelerini bile tutamıyor zihninde, her seferinde, hani bir adam oluyordu ya, siyah elbise giyiyodu ya, onun beyaz elbiseli bi arkadaşı vardı ya, neydi onun adı diyo, gelin mi diyorum, hah işte ben ne zaman gelin olcam diyor. Güney’e sormuş, ben ne zaman gelin olcam diye, o da büyüyünce çok sevdiğin birini bulacaksın, o zaman onunla evleneceksin demiş. Araya 3 yaş doğumgünü girip, büyüdüğüne de karar verince haspam evlenmeye karar vermiş. Sabh okula giderken dedi ki bana:

 

Anniea, hani ben evlencem ya…

(Höööyyyyt ne zaman?!) Evet evladım..

Hani çok sevdiğim biriyle evlencem ya..

He çocuuum.

Ben evlenmeye karar verdim, ama kiminle evlenceme karar veremiyom.

Nasıl yani?

Ben babamı çok seviyom.

(Ohhh be sakin sulardayız hala.)

Seni de çok seviyom.

(Aman ne güzel.)

Büyümeyi beklemesem mi diyorum, üçümüz evlenelim. Ama gelinliği ben giyerim!!!

Eeee şimdi o şey tam olarak öyle olmuyor da… Mesela bilmem ne abi var ya hani büyük, onun yaşına gelince mesela, sevdiğin biriyle evlenebilirsin.

Bilmem ne abiyle mi evleneyim?

Hayır çocuum, öyle değil. Efe var ya mesela arkadaşın, o da sen de büyüyünce, onu çok seversen, onunla evlenmek gibi mesela.

Efe’yle mi evleneyim?

Yok öyle de değil de, biz mesela babanla, büyüklerin okuluna giderken birbirimizi çok sevdik ya.

Babamla mı evleneyim?

Babayla evlenilmez de…

Seninle mi evleneyim? Ama gelinliği ben giyerim!

Devrelerin yandığına mı yanayım, yerimde, gelinliğimde bu kadar gözü olduğuna mı?

 

Fikir ekim işini ben icat ettim ama, fikir söküm işi için bir elemana ihtiyacım var. Acil. Yayın.

 

 

 

 

 

 

6 Responses to “ “Fikir ektim, sökemiyorum!”

  1. tugba diyor ki:

    yazının başlarında “hmm tuba olmuş artık, biraz feyzalayım” derken, sonlara doğru “hiç riske girmesem mi” demeye başladım:)

  2. my little world diyor ki:

    Yine bir tuba cingi yazısıyla kopmak.. ne iyi ettin Tubacim!

  3. Cigdem diyor ki:

    Ciddi olmadiginizi umuyorum.
    Daha bu yastan cocuga evlilik, cocuk anlatmak da neyin kafasi. Oku, calis, ozgur ol, ayaklarinin uzerinde dur, dunyayi gez demek varken hikayeleri bunun uzerine kurmak varken illa evlen illa cocuk da ne demek? sasirttiniz beni. ben yanlis anladim da siz de geyik yaptiniz herhalde diye umuyorum.

    • tuba diyor ki:

      Ciddi olmam mümkün mü? İçiniz rahat olsun… Sizden başka herkes okurken gülüp, eğlenmiş, siz de bir o gözle okumayı deneyin isterseniz…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Follow

Get every new post on this blog delivered to your Inbox.

Join other followers: