Defne 13 aylık!

Evet 13 aylık oldu! Bir yaş bile çok garip, çok uzak gelirken üstüne 1 ay daha eklendi geçti bile. Merak eden olabilir, 1 yaşına gelince bir sihirli değnek dokunuşu var mı, uykular birden akşam 8 – sabah 8 oluyor mu, yemekleri hapur hupur kendi yiyor mu, ayy annecim enginar muhteşem olmuş, yarına da bir kabak oturtma pişirsen diyor mu, yürümeye başlayıp gitmek istediği yere sakince kendisi gidiyor mu diye. Cevap veriyorum, evet ortada bir sihirli değnek var, o kesin! Ama bu konular için değil. Hayal kuruyorsan bu konuda hemen şimdi unut! Ama henüz hayal bile etmediğin öyle şeylere de dokunuyor ki, uyku falan unutulup gidiyor. Hayır yalan söylüyorum, unutulmuyor:)

İşte 13. ay gelişmeleri…

 

Yeme-içme mevzuları:

Herşeyi tattırmaya devam! Ama değişik bir stilde! Defne tanımadığı her yiyeceği önce uzun uzun inceliyor, sonra ağzını açıp yaklaştırıp, dokunmadan geri çekiyor, birkaç denemeden sonra dilini değdiriyor, sonra yalıyor, yüzünü ekşitiyor- yediği ne olursa olsun tatlı ekşi farketmez- sonra bana yediriyor, yetmiyor babasına da onaylatıyor, biz çeşnicibaşıların başına da birşey gelmediğinden emin olursa bir zahmet yiyor! Hayır Güney bana benzediğini de nereden çıkarıyorsun, ben yemek konusunda gayet açık fikirli bir insanım, ama sushiyi çiğ balıktan yapmasınlar. Bir de yarım baş beyinli diye bir yemek olmasın. Bir de eti biraz az mı seviyorum, olabilir. Karides de biraz çirkin görünmüyor mu sana da?

Tabi bir de çatal konusu var. Defne’ye ne verirsen ver, çatalla vereceksin. Yemeği değil ama tabi. Çatalı. Bir gün oyalansın diye eline verdiğimiz plastik, çirkin, özelliksiz, tasarımsız çatal hayatımızın merkezine oturdu. Ne havalı, yok 12. aya uygun bilmem ne uçlu, ergonomik, bilmem ne içermeyen, tasarımlı çatallar almıştım ona, reklam bebekleri gibi yiyecekti de bir çirkin çatala sattı hepsini! Neyse işte, ver çilek, karpuz, köfte, kaşar peyniri yanına da çirkin çatalı, Defne ladylik okulundan yeni mezun olmuş, İngiliz kızlar gibi harikalar yaratsın sana. İnanmazsan, ispatı şurada.

 

Diş konusu yemek konusunu da fena sabote ediyormuş onu da bu ay anladık ama. Bazı günler en renkli animasyonlarımız, Cirque du Soleil’i gölgede bırakacak gösterilerimiz bile kifayetsiz kaldı. Defne iki lokma yemeden aç yattı:(

 

Yürüme mevzusu:

Hani kendi başına 8-10 adımı atıyorsun ya, hani aylardır ama çoook uzun aylardır elimizi tutunca koşuyorsun ya, ha bir de durmadan oraya buraya gitmek istiyorsun ya bence artık tek başına yürü Defnee! Bak valla korkacak birşey yok, biz arkandayız, o totiş yumuşak iniş yapsın diye her daim arkanda hazırız!

 

Bu da henüz yürümeden koşmaya çalışan Defne’ye babaanne stili çözüm:)

 

Uyuma-uyumama ve yegane eşlikçişi diş mevzusu:

Hani bebeklerin her huysuzluğunu daha 3-4 aylıkken dişe bağlamaya başlıyorsun ya, bence başlama. 13. aya gelince sıkılıyorsun da. Ondan. İlk iki diş de “Ayy bu diş meselesi de pek zormuş” dediklerimiz de yalanmış. Sen hele bir de üst dişleri gör. Köpek dişleri daha zor mu diyeceksin, bu bahsi kapatalım lütfen. Şu anda kaldıramayabilirim:)

Bir ayda 3 diş çıkarsa, her birinde takriben bir 3-5 günlük huysuzluk ve uykusuzluk olursa, eh işte anladın durumu..

Tarihe ve kendime not:

19 mayısta üst ilk dişi, 26 mayısta ikinci üst dişi, 14 haziranda üçüncü üst dişi çıktı.

 

Genel hal ve gidişat:

Bir sihirli değnek varsa eğer, işte tam burada devreye giriyor olabilir. Olmayabilir de. Kuzgun ve yavrusu sendromu da olabilir. Objektif değilim. Amaaa, bir kere boğazına su kaçınca sırtına vurup helal dediğimden, her boğazına birşey kaçar gibi olduğunda, kendi ensesine vurup helal helal diyorsa, sehpanın üzerinde duran harddiske dokunmasın diye parmağımı sallayıp hayır deyişimin üzerinden 3-4 gün geçmişken, harddiski babasına doğru hafifçe itip parmağını sallayarak hayır diyorsa, evdeki palmiyemsi bitkiye vurup vurup ben ona kızmayınca elimi kolumu çekiştirip, parmağını sallayıp hayır diyorsa (aklınca beni deniyormuş sıpa), hayır vurma deyince de cici diye seviyorsa, hadi parka gidelim deyince oyuncaklarına, dışarı çıkınca markette çalışan iyi günler diyen her çalışana, akşam eve çöpü almaya gelen görevliye baybay yapıyorsa, düğmesine arka arkaya basınca habire aynı şeyi söylediğinden “kırmızı turuncu kırmızı turuncu” diyen sesli kitap sunucusu teyzenin sesine remix yapmış bir dj edasıyla dansediyorsa, hadi üzerine değiştirip dışarı çıkalım dediğimde tshirtünü kendi kendine çıkarmaya başlıyorsa, evet sihirli bir değnek var bence!

Sihirli değnek dediysek de gaza gelme hemen. Hani Harry Potter büyücülük okulunda bire giderken o değnek bir çalışıp bir bozuluyordu ya acemilikten bizimki de o hesap.

 

 

8 Responses to “ “Defne 13 aylık!”

  1. Oyyy, o çatal tutuş öldürür adamı!!!

  2. Simiole diyor ki:

    Defne ben senin o minik yanaklarini isirmak istiyorum. Adim atmaya basladigin icin seni tebrik ediyorum, kimbilir ne seker olacaksin kendi basina yurumeye basladiginda. Bu arada soylemeyi unuttum, cok guzel karpuz yiyorsun. Videonu Nina’ya da izletecegim, o da ogrensin.

    Ben seni opuyorum sen de o kisacik kollarini anneciginin boynuna sar,sen de benim icin ona bir opucuk ver, olur mu?

    S.

    • tuba diyor ki:

      Elinden tutup pıtır pıtır yürüdüğü an öyle garip hissediyorsun ki Simge, sanki sen bir devsin ve o minicik, eli avucunun içine sığacak kadar minnak, ama koşacak kadar büyük ve seni istediği yere sürükleyecek kadar güçlü.. Ve o an hep arkadan nasıl göründüğümüzü hayal ediyorum..

      Defne’den öpücüğümü almaya gidiyorum..Nina d ao kısacik kollarini sarar mi acaba bana?

  3. tuten diyor ki:

    uykusuzluğa alışılıveriyor falan deyince bir sevindim sevincimi kursağımda bıraktın :) ) Yemek konusunda Arene çok mu çok benziyormuşşşş

    • tuba diyor ki:

      Ahh ah beni en iyi sen anlarsın Tüten ya, n’olacak bu baykuşların hali? Uyku, yemek, yaramazlık.. Kader ağlarını mı örüyor yoksa:))

  4. ayşe diyor ki:

    ben mi öyleyim yoksa çoğu kişi mi benim gibi bilmiyorum ama her çocuğu sevemiyorum. evet kötü bir özellik. ama böyle durumlarda insan kendine engel olamıyor. başkalarına çok tatlı gelen bazen bir çocuk beni çekmiyor sevemiyorum. yalnız şu defne var ya hani yukarıdaki sıpa öyle bir koklamak öpmek geliyor ki içimden. fotoğraflarına baktıkça bakasım geliyor. gülümsemesi, yanakları, fıskiyesi yani nasıl diyeyim her şeyiyle gel sev beni diyor. maşallah tuba Allah nazarlardan saklasın.Rabbim bozmasın. sadece şu yeme huyu, yemeği hemen almaması, çok uyanması dışında. aynı benim bebeğim gibi anlayabiliyorum seni.bak o konularda değişsinler. küçük dev adamı gıdığından öpüyorum

    • tuba diyor ki:

      ne güzel seyler yazmissin öyle aysecim:)bazı insanların bazı insanlara kanı ayrı bir kaynıyor defne de seni tanısa cok sever eminim:)belki bir gun olur neden olmasin? öpüyoruz cok seni!

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Follow

Get every new post on this blog delivered to your Inbox.

Join other followers: